Ekonomi

Muhalefetin Ekonomide Değişim Vaatlerini Ekonomistler Yorumladı

14 Mayıs seçimlerine bir ay kaldı. En sorunlu alan olan ekonomi, Türkiye tarihindeki siyasi değişimlerin ana nedeni olarak görülürken, son dönem siyasetinin değerli isimlerinden 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in en çarpıcı özeti olmaya devam ediyor: boş bir tencerenin yıkayamayacağı güç yoktur.’

Özellikle halkın geçiminde popülist söylemler, tarih boyunca olduğu gibi bugün de öne çıkıyor. İktidar ve muhalefet kanadı da vaatlerde önceliği ekonomiye veriyor. Bir yanda ülke nüfusunun yüzde 15’ini etkileyen bir deprem felaketinin resmi var. Bu gerçeklerle sandık başına gittiğimiz bu günlerde, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına gelin biraz daha yakından bakalım.

Özellikle 2021 yılından itibaren ekonomide sorunlar görünür hale geldi. Daha önce uzmanların çokça tartıştığı yapısal sorunlar varken, bunlar küresel konjonktürün de etkisiyle tabanda daha az hissedildi.

2000’li yıllarda başlayan dünyada para bolluğu dönemi, 2012-2013 yıllarında zirveye ulaşan satın alma gücü gibi gerçekler nedeniyle yapısal reformlar ertelenmiş olsa da herhangi bir sorun yaratmadı. 2002’de iktidara gelen AK Parti ilk 10 yılda küresel rüzgarı arkasına alarak sorunları ortadan kaldırırken, son 10 yılda küresel rüzgar arkadan esmeye başladı. Özellikle 2020 yılında pandemi ile birlikte fırtına başlarken, 2021 yılında ekonomideki sorunlar iç dinamiklerle görünür ve hissedilir hale geldi.

14 Mayıs 2023 seçimlerine yaklaşık bir ay kala vaatler daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Millet İttifakı Cumhurbaşkanlığı Adayı ve CHP Genel Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, arkasında ekonomik söylemlerini sıralıyor.

Sözlerin gerçekçiliği özellikle öne çıkıyor. Devasa bir ekonomistler ekibi olan Ulus İttifakı, bu bahiste daha detaylı ve spesifik vaatlerde bulunuyor.

BBC Türkçe’den Özge Özdemir, ekonomistlere Kılıçdaroğlu’nun vaatlerini, gerçekçiliğini ve uygulanabilirliğini anlatıyor.

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı seçildiği takdirde Ramazan Bayramı’nın da geçmiş olacağı için Temmuz ayında emeklilere Kurban Bayramı için iki maaş ikramiyesi vereceğini, depremzedeler için yapılacak kalıcı konutların ise 2019’da yapılacağını söyledi. ücretsiz.

Bu vaatler popülist mi?

KKM, döviz, vergiler gibi birçok alanda uzun süredir tartışılan bütçede durum nedir?

Mevcut bütçe Millet İttifakı’nın vaatlerini karşılayabilecek durumda mı?

Ekonomim’den deneyimli gazeteci Hakan Güldağ, tehlikenin şu anda bütçede görünmediğini ancak hesaba katılmayanlar olarak yükün her geçen gün arttığını değerlendirdi.

Bütçede her geçen gün artan yük ve açık, taban fiyat ve emekli maaşı artışları, EYT düzenlemesi ve deprem afetleri gibi gelişmelerle baskı oluşturuyor.

Ekonomist Arda Tunca, bütçenin ekonomide son dönemde aldığı hasara rağmen şu ana kadar iyi iş çıkardığını söylerken, “tehlike çanlarının çalmaya başladığını” da sözlerine ekledi.

Harcamalardan çok gelirlere dikkat çeken Tunca, belirsizliğin büyüme odaklı ekonomiye zarar verdiğini de vurguluyor.

Bütçenin en değerli geliri olan vergilerin özellikle son dönemde tüketimin yarattığı büyümenin belirsizlik nedeniyle azaldığını, ekonomideki gelişmelerden en çok üretimin zarar gördüğünü ve tüm bunların vergiler üzerindeki etkisi.

Tunca, hangi parti seçilirse seçilsin 15 Mayıs’tan itibaren depremin yaralarını sarmak için para harcamanın kaçınılmaz olduğunun altını çiziyor.

Ekonomilerde sağlık göstergesi olan bütçe açığı hane borcu olarak ele alınırsa, AB’nin Maastricht Kriterlerine göre açığın/GSYİH oranının yüzde 3’ü geçmemesi gerekiyor.

Türkiye mali disiplinden taviz vermeyerek bugüne kadar genel olarak sağlıklı bir tablo sergilerken, 2022’de açık/GSYİH oranı yüzde 1 oldu.

Ancak Hazine ve Maliye Bakanlığının son verilerinde genel bütçe gelirleri şubat ayında yüzde 21,3 azaldı ve seçim ekonomisinin içindeyiz.

Güldağ, yıl sonunda bütçe açığının/GSYH oranının yüzde 6’ya kadar çıkabileceğini düşünürken, bu yıl için öngörülen bütçe açığının 1/3’ü yılın ilk 2 ayında gerçekleşti.

Devlet yönetiminde bütçenin değerine değinen Hakan Güldağ, bütçe açığıyla birlikte borcun arttığını, tasarruf, kemer sıkma ve vergi reformları ile görünümü iyileştirmenin değerli olduğunu hatırlattı.

Kılıçdaroğlu’nun vaatlerinde ise kamu harcamalarında tasarruf ön plana çıkıyor. İsrafla mücadele ve mali disiplin, Millet İttifakının Ortak Politikalar Ulusal Mutabakatında geniş bir yere sahiptir.

Arda Tunca, verilen sözlerin sabit olduğunu, sosyal ve ekonomik adalet vurgusunun değerli olduğunu belirtiyor.

İttifakların telaffuzlarına bakıldığında, hükümetin ekonomik programı 2021’in sonunda Türkiye Ekonomi Modeli ile doldurduğunu ve sonuçlarının ağır olduğunu söylüyor.

Tunca, Millet İttifakı’nın ekonomik programını somut olarak tanımlasa da popülist söylemlere karşı uyarılarda bulunuyor.

Kılıçdaroğlu’nun vaatleri “gerçekleşebilir, hayal değil” olurken, tasarruf için kaynak ve yöntemleri tercih edeceğini, makroekonomik istikrara vurgu yaptığını da aktarıyor.

haberbaliseyh.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu